Tevhid, Adalet, Özgürlük-Bilgi, İnanç, Eylem - Blogcu


Tevhid, Adalet, Özgürlük-Bilgi, İnanç, Eylem

Kategoriler

  • Bu Gunun Makalesi
  • Dusunce
  • Hadis-Sunnet
  • Muhhabet
  • Roman
  • Siir
  • Tarih
  • Tefsir
  • Tefsir-Usulu
  • Hadis-Usulu
  • Fikkih-Usulu
  • Fikkih
  • Tarihten-Tablolar
  • Kitabiyat
  • Hafizada-Kalanlar
  • iktibas-Tercume1
  • Deneme



  • NOT: Yazılar üzerine yapılan yorumların sitede yer alması, bunların Mehmet Şafi Avcı (Ebuzer) tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına kesinlikle gelmez. Aksine, farklı ve karşıt görüşleri ifade eden yorumlar da kabul edilmektedir. Ancak saldırgan, düzeysiz veya konuyla ilgisiz yorumlar reddedilecektir. Sitemdeki yazıların kaynağı verilmemiş olanların kaynakları bilinmediğindendir. Hak sahipleri talep ettiği anda kaynağı yazılır ya da yazı siteden kaldırılır. Kendi yazılarımın altında ismim vardır. Bu sitedeki yazıların yasalara aykırı kullanımı siteyi değil kullanıcıyı bağlar. Bu site hiçbir menfaat gözetilmeksizin sadece bilgi sağlama amacıyla kurulmuştur ve ticari hiçbir çıkarı yoktur. Ziyaretçilerden tek talebim DUA'dır.

    TAŞ YEŞERMEZ, GEÇMİŞ OLSA'DA NEVBAHAR. TOPRAK OL DA BAK NASIL GÜLLER AÇAR. TAŞ GİBİ İDİN ÇOK GÖNÜL KIRDIN YETER. TOPRAK OL ÜSTÜNDE HOŞ GÜLLER BİTER.

    20/4/2008 - EY NEBI, EY CAN

    Kategori: Deneme

          Gönlümüzde solmayan dikensiz bir gülken, seni yapay ve dikenli güllerle anmaya, anlamaya, tanıtmaya başladık. Akl etmedik ki seni temsil ettiğini zan ettiğimiz o dikenli güllerin ömürleri uzun olamadığını ve solduklarını Ey can! 

             Sevgiyi ifade eden “gül” motifinin, inananlar için “güzel örnek” olma özelliğinin yerine ikame edilmesinden utanmadık, gel bize örnekliği göster Ey Sevgili! 

             Simgelerin muhteveları unutarak, örterek, gizleterek kendilerinin birer put olarak gerçek özlerinin yerine ikame edilmesinden çekinmedik ve yıktığın nice putları, Musa’nın kavmi gibi yeniden put edindik, gel ne olursun bizi zamanın Samiri’lerinden kurtar. 

          Torunların öz evlatlardan daha çok sevildiğini bilmediğimizden, kırmızı kanlarını akıttığımız torunlarını sana hatırlatan kırmızı güller sunduk her nisanda; bizden biri olduğundan bu akılsızlığımızı da yüzümüze vurmadığını biliyoruz Ey Nebi! 

          Seni kırmızı dikenli güllerle anarken, sırtına bindirdiğin, kokladığın, zalimliğimizden, vurdumduymazlığımızdan sana hıyanetten dolayı katl ettiğimiz torunlarının akan o kızıl kanlarını hatırlayacağını düşünemedik, özür dilemeyi bile beceremedik Ey sevililer sevgilisi! 

          İşlediğimiz onca günahlardan, hatalardan ve senden sonra sünnetine yüz çevirdiğimizden dolayı, Cubeyir gibi Sana geri gelemedik, ikramın için değil, her şeyimizle, her şeyin için yanındayız diyemedik gel bizi yanına al Ey Sevgili! 

          Küçücük zeyd bin Haris (Usamenin babası ) gibi Seni ve Pak Ehli Beytini ailemize tercih edemedik, ailemizi koruduğumuz kadar sizleri koruyamadık; ne olur müşriklere gösterdiğin o merhametini bize de gösterip bizi af et ey bizden biri olan Sevgili Nebi! 

          Evimizi, kapımızın önünü, mahallemizi, semtimizi, şehrimizi, ülkemizi, dünyayı hatta uzayı maddi-manevi kir içinde bıraktık, “Temizlik imandandır” evrensel beyanını anlamadık gel de bize tahareti öğret. 

          Ahlakı kur’andı” diyen sevgili eşinin o evrensel mesajını göz ardı ettik; seni Kur’andan, Kur’anı senden ayrı değerlendirdik, ne olursun gel, gel ey nebi kutlu soluğunla bizi ahlaklandır. 

          Ben de sizin gibi bir insanım” demeni anlamadık, unuttuk; kanını, idrarını ve büyük abdestinin temiz olduğunu ispata kalktık, insan peygamberin nasıl olabileceğini körelmiş izanımıza yerleştirmek için gel Ey Nebi! 

           Sizin için Allah’ın elçisinde güzel bir örnek vardır” fermanını okumamıza rağmen; biz örnekliği, cübbe giymek, ekmeği tuza bandırmak, yemeği ele yemek gibi anlayıp dini anlayış, yaşayış ve yaşantısını görmezden geldik, gel bize örnekliğin nasıllığını anlamayı öğret Ey Sevgili! 

          İnsanlığın ayaklar altına alındığı bir çağda; “İnsanlara teşekkür etmeyen, Allah’a şükretmez” diyerek insanlara karşı duruşu ikame ettin, gel Ey Nebi gel de bize de nezaketi göster! 

          Çocuklarınıza ikramda bulunun” kutlu mesajına üzülerek icabet edemiyoruz. Çünkü Filistin, Irak, Sudan, Afrika, Kürdistan vb. ülkelerdeki çocuklar kurşunlara, nükleer ve biyolojik silahlara maruz kalırken neyi ikram edeceğimizi bilemiyoruz, bu masumlara bakmaya yüzümüz yok Ey Sevgili! 

          Irak’ta, Filistin’de, Afganistan’da, Somali’de, Kürdistan’da canlarımız ölürken biz onların üzerindeki zulmü kaldırmayı değil, ölülerimizi dahi kaldıramadık, taziyelerine bile gidemedik, senin “bizim dertlerimizle dertlenmeyen bizden değildir” bizi biz yapan mesajını göremedik Ey Sevgili gel de bize görmeyi, duyarlılığı öğret! 

          Eğer “kişi sevdiğiyle beraberdir” dememiş olsaydın, ötelere dair hayaller kuramaz ve her ayrılığın bir vuslata kapı olduğunu anlayamazdık biliyor musun Ey Can. 

             Gülmek sadakadır” demeni hatırlamayarak çevremize asık suratlı bir kişilikle çıktık senden utanmayarak. Bir de davanı tebliğe kalkıştık Ey Nebi gel tebliği bizden kurtar! 

             Cennet annelerin ayakları altındadır” demen hiç aklımıza gelmeden, kadının aklının eksikliğini, eşek ve köpekle eşdeğer tutmayı, uğursuzluğu yükleyerek sana iftira etmekten hicab etmedik. Ne olurusun gel bize kadına verdiğin değer, saygıyı göster Ey Nebi! 

             Seni öldürmeye genlere dahi güven veren sen, bugün yolunun takipçileri olduğunu iddia eden bizler, bizi öldürmeye gelenlere değil, bizim gibi inananlara bile güven telkin edemedik, gel bize emanet ve eminliği öğret Ey Can! 

             Zalimin zulmünden mazlumları korumak için Hılful fudul’a katılan Sen, bugün takipçilerin maalesef karşı olduğun zulmü birbirlerine getirdiğin din adına reva görüyorlar. Gel bizi bu sun’i dindarlardan kurtar Ey Nebiler Nebisi, Ey Sevgili, en Sevgili! 

             Kulları, kulların kulluğundan kurtarıp, âlemlerin rabbine kul yapıp özgürleştirme mücadeleni örnek edineceğimize, ülkelerin yeraltı ve yerüstü zenginliklerini elde etmek için Allah’ın hür yarattığı kullarını köleleştirdik, gel bizi özgürleştir ki, köleliğe karşı çıkalım, özgürlüğün ne denli bir nimet olduğunu bilelim Ey özgülük mücadelesinin önderi! 

             Bilir misin sen gittin gideli bizim için her yer Kerbela her gün Aşura oldu. Doğumunla Kerbelaya dönen yüreğimize sağanak sağanak merhametini indir diye bu nisanda da kapına geldik utanarak. Kuraklaşmış bu yüreklere yağdır merhametini ey Sevgililer Sevgilisi, En Sevgili, Ey Can!

     

    Mehmet Şafi Avcı (Ebuzer

     

                                                                                                                          20.04.2008

    1 YorumYorum yaz!Bağlantı

    14/4/2008 - EN GÜZELE

    Kategori: Deneme

    Efendim! Size asırlarca yazmak istenip ama yazılamamış asırların en güzel mektubu ile bu nisan da hoş geldiniz demek, bu hicranı bir nebze olsun rahatlatacaktı belki 571 senesinden bu yana yeryüzü sizin gibi biriyle şereflendiğinden beri her nisan gönüllerimize doğmaya devam ediyorsunuz ve ben böyle harikulade olan Allah’ın Habibine bir güzele, en güzele yazılmış bir mektubu güzelce sunma bahtiyarlığına ermek isterdim, becerebilir miyim bilmem, ama en güzel şekilde yazıp, âlemlerin Rabbinin Habibine, âlemin ve tüm mahlûkatın sevgilisine bu sevgiler kadar büyük, güzel ve temiz bir şekilde iletmek isterdim. 

          Efendim! Size şikâyetsiz bir dünyadan seslenip bütün dünya halklarının ne kadar kardeşçe yaşadığını, birde kendi kalemimle yazıp insan haklarının rencide edilmeden, isteyenin istediği şekilde yaşadığı bir çağın gençlerinden bir name sunacaktım, bülbül terennümlü gözlerden akan yaşların hüzünün ,acının, elemin değil; sevinç gözyaşları diyecektim olmadı. 

          Efendim! Yüreğimin temiz kalmış bir yerinden bir sayfa çektim önüme canlı ve heyecanlı ve eğer hani siyanür hiddetiyle kulana bilseydim stilomo o vakit size uçsuz bucaksız mekânların insanın aklını başından alan cazibesinden değil, yüreğimde katmerleşmiş size dair duyduğum o muhteşem sevgimden bahsedecektim. Sanmayın ki patavatsız, evhamlı, lakayt lakırdılar edeceğimi, tüm potansiyelimle sevgi stratejisi üzerine görülmedik işitilmedik olağan üstü ve şaşırtıcı birde eşi benzeri görülmemiş mülahazalara dalacaktım bir dalgıç maharetiyle, eğer kullana bilseydim stilomu siyanür hiddetiyle o zaman size güzel günlerden bir kıpır kıpır duygulardan, mevsimlerden ve en önemlisi de savaşsız bir dünyadan söz edecektim. 

          Sevgili! Kelimelerin kifayetsizliğinin hüznünü yaşıyorken, duygularımı nasıl anlatsam bilmem ki bu rafine edilmiş sevgimden mübalağasız tedavüle yeni girmiş ya da eskidikçe yenileşen şeyler söylemek isterdim, lakın kelime daracığımın dumuruna uğramışlığın hicabıyla başımı öne eğip nisan yağmuru gibi akan yaşlara engel olamıyorum, hani belki temizler yüreğimdeki kiri, dünyadaki kiri, dünyadaki bu savaşı alıp götürür diye… 

                                                                                               

        Sena (Ensar) AVCI

    1 YorumYorum yaz!Bağlantı

    28/3/2008 - GÖNÜL YARAM

    Kategori: Deneme

           Ah gönül yaram! diyor, başkada söyleyecek tek kelime bile bulamıyorum, sözlerin aklıma geliyor, yarı ağlamaklı gülüyorum, nedense şu yarı ağlamaklı gülme bile acıtıyor içimi, ıssız bir köşeye çekilip kimsenin göremeyeceği o yerde ağlamak, ağlamak, ağlamak istiyorum; etrafımdaki bunca insan neden güler, gülecek ne bulurlar, bu sızı dolu yaşamdan.

         Her derdin devası var diyorlar be gönül yaram! Lakin nasıl olurda şu gönül yarasına bir çare bulamadılar, bulunmadı. Acı yersin dilin yanar, ama şu gönül yarası nasıl bir acıdır ki; tarifi bile imkansızdır, sadece sen acırsın kendine, zaten başkalarının acımasının da anlamı yoktur, istemezsinde acımalarını.

           Bir neden dersin, o, bin neden sayar; güzelliğin, servetin, tahsilin, vs. anlamsız binlerce neden, yine ağlarsın kendini paralarcasına, değermiydi dersin.

           Of be gönül yaram! Yokluğunda çektiğim acıları kaç satıra sığdırsam anlarsın, hangi hal ifade eder be gönül yaram? Bu şehri ne çok seviyorum diye söyler dururdum ya gönül yaram, meğer ne sıkıcıymış, ne bunaltıcı, hafakanların biri kalkıp biri iniyor şimdi, sanırdım ki bu şehir vaz geçilmezim ama sen bir başıma koyup gittikten sonra be gönül yaram, anladım. Hani bir başıma koyup gittin ya beni, ne üşüyen ellerim ne bedenim, nede ruhum ısındı, çünkü be gönül yaram yüreğim donmuştu bunca reva gördüklerine, ne urbalar, ne ateş, ne güneş be gönül yaram hiçbir şey ısıtmaya yetmedi , bir bilsen be gönül yaram, bir bilsen, yarim kaldı her şey, yarım bıraktın, aldığım nefes te yarım, tıpkı bir yanımın yarı kaldığı gibi; şiirler, şarkılar duyduğum tüm sevdalar.

           Of  be gönül yaram! hayatımdayken ne çok anlamsız şeyi anlamlı kılmıştın ya, şimdi be gönül yaram anlamlı bile anlamını yitirdi, böyle olmayacak be gönül yaram, gör şu pansuman tutmayan yarayı.

           Ah be gönül yaram! bunca yaptıkların bir yana, ya şu görmezden gelişine ne demeli, günlerce uykusuz kalanın uykuya yenik düşmemek için gösterdiği çabayı, ben acıya beyaz bayrak çekmemek  için harcıyorum. Bilirim be gönül yaram, yarasızların yardan ve yaradan anlamadıklarını, http://www.youtube.com/watch?v=nIpXMw5VU9U anlayamayacaklarını, keşke be gönül yaram, mutluluk temennilerinde buluna bilseydim, sana çok şey verebilseydim, lakin bir gönül yaramdan gayrı hiçbir şeyim kalmadı ki bende sana verecek, senin verdiğini de sana veremem ki be gönül yaram!

         Sen gönlünü ferah tut be gönül yaram'  gün gelir bana da güler devran… 

                                                                                                  Sena (Ensar) Avcı

    4 YorumYorum yaz!Bağlantı

    <- Son Sayfa • Sonraki Sayfa ->

    Hakkımda

    İslami konularda bilgimizin elverdiği ölçüde ve elimizden geldiğince bilgi amaçlı sesli düşüncelerimizi sizlerle paylaşmak niyetindeyiz. Bu konuda sizden de yorum beklemekteyiz. İnşaallah bu hem kendim için hem de değerli okuyucular için hayra vesile olur.

    Arkadaşlarım

    sidarinsesi
    karatasali
    hayber
    nuruaynim
    tefsirweb
    cundullahresul
    risalediyari