Allah(cc) şöyle ferman ediyor: “Kim Rabbine kavuşmayı umarsa salih amel işlesin ve Rabbine yaptığı ibadette hiç kimseyi ortak koşmasın.” (Kehf 110)
Resulullah(sav) şöyle buyuruyor: “Sizin üzerinizde en çok korktuğum şey şirk-i esğardır. Allah(cc) kıyamet gününde insanları hesaba çekerken islamın emirlerini kendi menfaatleri için araç edinenlere; “dünyada kimler için amel işlemişseniz onların yanına gidiniz. Bakınız onların yanında mükafat bulabilecek misiniz?” diye buyuruyor
Başka bir hadiste de Resulullah(sav) şöyle buyuruyor: “ümmetim üzerinde en çok korktuğum şey Allah’a şirk koşmalarıdır. Demiyorum ki güneşe, ay’a veya putlara tapacaklar. Fakat onlar için koktuğum şey, Allah için yapılmayan ameller ve gizli arzulardır.”
Diğer bir hadiste de; Resulullah(sav) şöyle buyuruyor: “Muhakkak ki Gösterişin en azı şirktir. Allah katında en sevilen kullar amellerini gizleyen takva sahipleridir.”
Başka bir hadiste de Resulullah(sav) şöyle buyuruyor: “Yapmış olduğunuz ibadetleri insanları övmelerini ve bu övgüleri sevmenizle karıştırarak, amelelerinizi iptal olunmasında sakınınız”
Başka bir hadiste de Resulullah(sav) şöyle buyuruyor: “Kıyamet günüde insanlardan ilk önce savaşta şehit olan kişi hesaba çekilmek için allah(cc)’ın huzuruna çıkarılır ve Allah(cc) ona nimetini hatırlatarak, bu nimetle ne yaptığını sorunca, şehit olan kişi: Ey Allah’ım! Senin için şehid oluncaya kadar savaştım deyince Allah(cc); yalan söylüyorsun. Dünyada nam ve ün almak için savaştın . Sonra yüz üstü yerden sürünerek ateşe atılmasını emreder.” Sonra ilim sahibi ve kur’an-ı kerimi okuyan kişi Allah’ın huzuruna çıkarılır. Allah(cc) nimetini ona hatırlatarak, o nimetle ne yaptığını sorar. O da senin rızan için ilim okudum ve okuttum deyince, allah(cc); yalan söylüyorsun Sen dünyada bunları nam ve menfaatin için yapmıştın der. Sonra yüz üstü yerden sürünerek ateşe atılmasını emreder.” VE yine zengin olan kişi Allah(cc)’ın huzuruna çıkarılır. Allah(cc) nimetini ona hatırlatarak o nimetle ne yaptığını sorunca o da malımı senin için infak ettim deyince Allah(cc)ona, yalan söylüyorsun. Dünya namı ve menfaati için yaptın der. Sonra yüz üstü yerden sürünerek ateşe atılmasını emreder.”Evet, şimdi kendimizi kontrol edelim. İslam’ı tebliğ ederken, İslam için hizmette bulunurken kendimize dünyevi bir pay veya başka menfaatleri elde etmek için mi yapıyoruz? Veya islamdan çok insanlara kendimizi kabul ettirmek için mi? Yapıyoruz. Veya bir arkadaşımızı küçük düşürmek için kendimize öncelik tanıyor muyuz? İnfak ederken, hizmet yaparken öğrenirken ve öğretirken Allah için yapıyor muyuz?
Veya toplum içinde olduğumuz zaman ibadetlerimizi güzel ve dikkatli bir şekilde yapıp, yalnız kaldığımız zaman yarım yamalak mı yapıyoruz? Övüldüğümüz zaman sevinip , eleştirildiğimiz zaman ise kızıyor muyuz? Evet yukarıda anlattığımız gibi hareket ediyorsak dünyayı kaybedeceğimiz gibi ahireti de kaybederiz. Yukarıda zikredilen hadislere muhatap oluruz. Bir de İslam’ın emirlerini kendi çıkarlarımızı elde etmek için koruduğumuzu ortaya çıkar. Dolayısıyla kıyamet azabından önce halis müminlerin nezdinde de zelil ve mahcup bir duruma düşeriz. Allah(cc)’ın emirlerini yerine getirmeyenlerin yaşadığı hayatı arzu etme. Çünkü, onların korkacağı, vücutlarının titreyeceği, renklerinin değişeceği ayakta kalmalarını uzayacağı, hesabın şiddetli olacağı ve kalplerin korkudan gırtlağa kadar fırlayacağı bir gün vardrı. Dünyada islama aykırı hareket eden bu kişiler kıyamet günüde çok pişman olarak vede değersiz ve kıymetsiz olurlar. Çünkü insan amaçlarını ve amellerini ne kadar gizlerse gizlesin muhakkak o maçlar ve ameller bir gün ortaya çıkacaktır. Bunda dolayı eğer biraz önce anlattığımız kötü alamet ve işaretler b izde varsa, hemen tövbe edip kendimizi sadece Allah(cc)’a kul etmeye çalışalım. Zira kişi hangi amaç ve maksat için çalışırsa onun İlah’ı o olur. Dolayısıyla bazı kişilerin ilahı ün kazanmak, bazılarını makam sahibi olmak bazılarının da zevk ve sefaları, diğer bazılarının da giysileri vs.dir.
Bir hadiste de Resulullah(sav), gösteriş yapanlara Allah(cc) şöyle hitap edeceğini buyurmuş. Ey kötüler! Tek başınız kaldığınız zaman büyük günahlarla bana karşı çıkıyordunuz, İnsanlarla karşılaştığınız zaman kalbinizde olmayan halleri göstererek gösterişte bulunuyordunuz. İnsanlardankorkuy6ordunuz fakat benden korkmuyordunuz. İnsanları yüceltiyordunuz beni yüceltmiyorudunuz. İnsanlar için kötü olan amelleriniz terk ediyordunuz, benim için terk etmiyordunuz. Bu gün sizleri sevaptan mahrum etmekle beraber azabımı da tattıracağım.
Başka bir hadiste de Resulullah(sav) şöyle buyuruyor: “Allah(cc) ne amelsiz sözleri ne de ihlassız söylenen söz ve amelleri kabul eder”
Bundan dolayı kişi yemesinde, içmesinde, giysisinde, uykusunda , kısacası her işinde niyet sahibi olması gerekir
Çünkü kişi yaptığı bütün amellerinden hesaba çekilecektir. Eğer kişi saydığımız bu şeyleri Allah için yapmamış ise, bunun karşılığını günah defterinde bulur. Eğer niyet etmeden gaflet içinde yapmış ise ne aleyhinde ne de lehinde olur. Tabi bu da hayvanların hareketi gibi olur. Ve kafirlere benzeyen kişilerden olmasında korkulur.
Dolayısıyla salih amel, salih niyetle kıymet bulur. Salih niyet; kalbin şuurlu ve kararlı bir şekilde amele yönelip sadece Allah(cc) için yapılan amelle vücuda gelir.
Böylece Salih bir niyetle yapılan, kitap ve sünnete uyan bütün ameller, Salih(ihlaslı) amel olarak kabul edilir.
Hz. Ömer, Ebu Musa el- eşariye şöyle demiş: “Kimin amacı Allah için olursa Allah(cc), onun insanlarla olan münasebetini ıslah eder ve kim de kendisinde olmayan bir şeyle kendisini halkın gözünde güzelleştirmeye çalışırsa Allah(cc) onu insanlar arasında perişan ve zelil eder.”
Salim ibn-i Abdullah da, ömer ibn-i Abdulaziz’e şöyle demiş: “Ey Ömer! Bil ki; allah(cc) ‘ın yardımı, kişinin sahip olduğu niyete göredir. Kimin niyeti tam ise Allah(cc)’ın yardımı da tam olur ve kimin niteyi de tam olmazsa Allah(cc)’ın yardımı da ona göre gelir.”
Başka bir alim de şöyle der: “Bil ki niyetin tam olması için (yani islama hizmet etmede kararlı ve sadakat sahibi olması için) yedi özellik gerekiyor. Bunlar;
1-İslam’a hizmet etme arzusunda sadık olmak. Bunun alameti , bu hizmeti yerine getirmede ne gerekiyorsa onu hazırlamaya çalışmak
2-Allah(cc)’ya çok itaat etmek. Bunun alameti de kötü arkadaşlardan(Yani onun davasını kabul etmeyenlerden) uzaklaşmak
3-Nefsini tanımak . bunun alameti, nefsinizi hesaba çekerek tehlikelerini öğrenmeye çalışmak
4-Alimlerin sohbetine katılmak. Bunun alameti de o sohbetleri her şeye tercih etmek
5-Sadık bir tevbe ile tevbe etmek. Bununla ancak ibadetin tadını bulabilir. Bunun alameti, nefsin isteklerine uymamak ve nefsin arzun ettiği şeylerden kaçınmak
6)helal olarak çalışma
7)Kendisine hayırda yardım edecek salih bir dostunun olması. Bunun alameti de onu hayır amellere teşvik etmesi ve münker olan şeylerden sakındırmasıdır.
İşte bu yedi özellik samimiyet, kararlılık ve tam niyetin gıdasıdır. Samimiyet, kararlılık ve tam niyet saydığımız bu yedi özelliği yerine getirmekle meydana gelir.
Evet şimdi kendimize bakalım: Samimiyet, kararlılık ve tam niyetin şartları olan yukarıdaki yedi özellik bizde ve yaptığımız hizmetlerde bulunuyor mu? Eğer bulunuyorsa o zaman sadakatimiz, kararlılığımız ve samimiyetimiz ortaya çıkar ve dolayısıyla tam ihlasa sahip oluruz.
Bundan dolayı Allah(cc) Tam yardımına layık oluruz. O da yardımını gönderecektir. Eğer yaptığımız hizmetlerde bu özellikler bulunmuyorsa o zaman sadakatımız ve kararlı olmamız tam olmaz. Noksan kalır. Dolayısıyla Allah (cc)’ın yardımı bizim niyetimize göre gelir. İbrahim ibni yezidi nehai şöyleder: “Kişi ihlaslı niyetiyle insanlara ağır kelimeler sarf eder, ni,yeti halis olduğundan Allah insanların kalplerine onu mahzur görmelerini ilham eder. Öyle ki insanlar bu ağır sözü söyleyen kişinin amacı sadece iyilik yapmaktır kanaatine varırlar. Ve muhakkak kişi ıslah etmeyi kastetmeden güzel şeyle söyler. İhlasa sahip olmadığından dolayı Allah insanların kalplerine bu kişini amacı iyilik olmadığını ilham eder. Öyle ki insanlar bu şahsın halis olmadığı kanaatine varırlar.”
Ve yine bu zat şöyle der:”Selefler gizlice yaptıkları salih amellerini izhar etmeyi kerih görürlerdi”
Başka bir rivayette: “Bir kişi zikir ederken titredi. İbrahim ona şöyle dedi. Eğer isteyerek titriyorsan ben sana hiç değer vermem. Şayet istemeyerek, ihtiyarının dışında titriyorsan senden daha faziletli kişilere muhalefet ediyorsun” Başka bir sohbetinde de şöyle der: “Selefler bir şeyi fakire verirken bunu Allah için veriyorum sözünü kerih görüyorlardı. VE diğer bir sohbetinde de şöyle buyurmuş : “Kişi namazını ilk tekbirine ehemmiyet vermediği zaman elini ondan yıka”
Eyub, seytiyani şöyle diyor:” “Salih kişilerden bahse edilince ben onlardan değilim derdi. Kişi Allah’tan korksa ve zühdünü gizlerse açığa çıkarmaktan daha iyidir derdi. Bir gün ansızın kendisini ağlama tuttu ve elini ağzının üzerine koyarak bazen nezle oluyorum dedi.”
Bir rivayete göre Eyyubi Sehtiyani bütün geceyi ibadetle geçirirdi ve bunu gizlerdi. Sabah vakti olunca sanki yeni uykudan kalkmış gibi sesini yükseltirdi.
Hamad da, onun hakkında şöyle der: İnsanların yüzüne bakarak tebessüm etmede onun üzerine hiç kimseyi görmedim.
Bir zat şöyle rivayet ediyor. Bir gün Ebu Cevza’nın yanındaydık. O bize nasihat ediyordu. O sırada biri yere düşüp titremeye başladı. Ebu Cevza hemen yerinden fırlayıp ona doğru gidince , biri ey Ebu Cevza o adam ölüm halindedir dedi. Ebu cevza; ben onu zikir ederken titreyenlerden sandım. Eğer onlardan olsaydı onun cami’den çıkarılmasını emrederdim.
Ebu teyha da şöyle der: Babama ve mahallenin en salih kişilerine yetiştim. Onlardan biri oruç tutarken koku sürer ve en güzel elbisesini giyerdi. Onlardan biri yirmi yıl Kur’an-ı kerim okurdu. Fakat komşusunun haberi olmazdı. Tabiinden bir zatta şöyle der. “Hz. Muhammed(sav)’in arkadaşları bana, Allah’tan başka hiç kimseye amel etme, eğer amel edersen Allah(cc) seni ona teslim eder dediler.
Muhammed ibn-i vasi şöyle der: Ben çok kişiye yetiştim ki, eşiyle birlikte tek bir yastığa başlarını koyuyorlardı. Yastığı göz yaşlarından ıslandığı halde eşinin haberi olmuyordu. VE yine bir çok kişiye yetiştim onlardan biri namaz safında duruyordu, gözünde yaşlar aktığı halde yanındakilerin haberi olmuyordu.
Amr ibn-i Kays, “Ağladığı zaman yüzünü duvara çevirip arkadaşlarına ben nezle olmuşum derdi.”
Ebu İdris-i Havalani de şöyle der. “Kim insanların gönüllerini kendisine doğru çevirmek için hadis ilmini öğrenirse O cennet kokusunu bile alamaz. Allah(cc) bizleri bu tür neticelerden muhafaza eylesin AMİN... |