Muhhabet - Tevhid, Adalet, Özgürlük-Bilgi, İnanç, Eylem - Blogcu



Tevhid, Adalet, Özgürlük-Bilgi, İnanç, Eylem

Kategoriler

  • Bu Gunun Makalesi
  • Dusunce
  • Hadis-Sunnet
  • Muhhabet
  • Roman
  • Siir
  • Tarih
  • Tefsir
  • Tefsir-Usulu
  • Hadis-Usulu
  • Fikkih-Usulu
  • Fikkih
  • Tarihten-Tablolar
  • Kitabiyat
  • Hafizada-Kalanlar
  • iktibas-Tercume1
  • Deneme



  • NOT: Yazılar üzerine yapılan yorumların sitede yer alması, bunların Mehmet Şafi Avcı (Ebuzer) tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına kesinlikle gelmez. Aksine, farklı ve karşıt görüşleri ifade eden yorumlar da kabul edilmektedir. Ancak saldırgan, düzeysiz veya konuyla ilgisiz yorumlar reddedilecektir. Sitemdeki yazıların kaynağı verilmemiş olanların kaynakları bilinmediğindendir. Hak sahipleri talep ettiği anda kaynağı yazılır ya da yazı siteden kaldırılır. Kendi yazılarımın altında ismim vardır. Bu sitedeki yazıların yasalara aykırı kullanımı siteyi değil kullanıcıyı bağlar. Bu site hiçbir menfaat gözetilmeksizin sadece bilgi sağlama amacıyla kurulmuştur ve ticari hiçbir çıkarı yoktur. Ziyaretçilerden tek talebim DUA'dır.

    TAŞ YEŞERMEZ, GEÇMİŞ OLSA'DA NEVBAHAR. TOPRAK OL DA BAK NASIL GÜLLER AÇAR. TAŞ GİBİ İDİN ÇOK GÖNÜL KIRDIN YETER. TOPRAK OL ÜSTÜNDE HOŞ GÜLLER BİTER.

    1/10/2007 - TEBRİK KARTLARI

    Kategori: Muhhabet

    Sene 1965. Bir genel müdürlükte özel kalem müdür yardımcısıyım.. Bayrama on gün var.. Benim müdür hastalandı..

    İşe gireli iki hafta olmuş, olmamış. Genel müdür bey beni çağırttı:

    - Tebrik kartları hazır mı?..

    Şaşırdım:

    - Hangi kartlar efendim?

    - Aman evladım, Şükrü Bey sana söylemedi mi? Bayram geldi, tebrik kartları şimdiye kadar hazır olmalıydı. Tüh tüh.. Çabuk hemen hazırlayıverin.

    - Emredersiniz efendim! dedim, ancak sabaha kadar üç bin kartı nasıl yazacağım?

    Genel müdür bey, bütün kartları çini mürekkebiyle ve en güzel yazımla yazmamı istedi. Üç bin karttan iki bin tanesini kendisinden makamca 'alt'takilere şu şekilde yazacaktım: "Bayramını kutlar, gözlerinden öperim."

    Bin tanesi de üst makamdakilere olacaktı ve onlarda şu ifade yer alacaktı: "Sizin ve eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, sıhhatli ve başarılı günler niyaz ederim."

    Sabaha kadar üç bin kart, düşünebiliyor musunuz?!. Çaresiz kolları sıvadım: "Bayramını kutlar, gözlerinden öperim", "Bayramını kutlar, gözlerinden öperim", "Bayramını kutlar, gözlerinden öperim".

    5, 10, 20, 50, 100, 200, 500... Yazıyorum, yazıyorum bitmiyor!.. Nasıl sıkıntı bastı!.. 750, 950...

    İki paket sigarayı bitirmişim. Öyle işkence çekiyorum ki, ekmek parası olmasa bırakıp kaçacağım.

    Sıra ikibininci karta geldiğinde şafak söküyordu. Ben de bitmişim ama önümde hâlâ yığınla kart duruyor!

    Bin tane de üst makamlara yazılması gerekenler var.

    Dördüncü paket sigarayla birlikte "Sizin ve eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, sıhhatli ve başarılı günler niyaz ederim"e başladım..

    Boyuna yazıyorum, göz kapaklarım iyice ağırlaştı, takoz koysam gene de kapanacak. 209, 529, 689.. Yaz babam yaz.. Ama artık kalemi parmaklarımın arasında tutamaz oldum. Ben kaleme değil, kalem bana hakim:

    "Sizin ve eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, sıhhatli ve başarılı günler niyaz ederim."

    "Sizin ve eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, sıhhatli ve başarılı günler niyaz ederim."

    "Niyaz ederim başarılı günler sizinle eşinizin bayramını kutlarken..."

    "Kutlarken eşinizin bayramını saygıyla sıhhatli günler diler Niyazi ile beraber ederim..."

    "Niyazi ile birlikte sizin ve eşinizin bayramını kutlarken ayrıca sıhhatle ederim..."

    "Önce bayramınızı eder, sonra eşinizle Niyazi'ye başarılı günler dilerim..."

    "Sizin de eşinizin de Niyazi'nin de bayramını saygıyla eder, sıhhat dilerim.."

    "Sıhhatli eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, Niyazi'ye başarılar diler aynı zamanda ederim..."

    "Bayramınıza etmeden önce eşinizi saygıyla kutlar Niyazi'nin gözlerinden öperim..."

    "Sizin de, eşinizin de, Niyazi'nin de, bayramını da, tatilini de, gelmişini de, geçmişini de.. saygıyla ederim..."

    * * *

    Sabah tam mesai saatinde, gözlerim kan çanağı bir halde kartları yetiştirdim.. Genel müdür bir-ikisine şöyle bir baktı:

    "Aferin" dedi. "Bitirmen iyi olmuş. Hemen postalayın!"

    Hemen postaladık. Üç gün sonra da önce bizim genel müdürü, ardından bendenizi postaladılar!.. (Salih Zengin'e teşekkür.)

    http://www.yenisafak.com.tr/arsiv/2001/nisan/19/mseker.html

    1 YorumYorum yaz!Bağlantı

    21/8/2007 - BASIN MESLEK İLKELERİ

    Kategori: Muhhabet

    1. Yayınlarda hiç kimse; ırkı, cinsiyeti, sosyal düzeyi ve inançları nedeniyle kınanamaz, aşağılanamaz.

     2. Düşünce, vicdan ve ifade özgürlüğünü sınırlayıcı; genel ahlak anlayışını, din duygularını, aile kurumunun temel dayanaklarını sarsıcı ya da incitici yayın yapılamaz.

     3. Kamusal bir görev olan gazetecilik, ahlaka aykırı özel amaç ve çıkarlara alet edilemez.

     4. Kişileri ve kuruluşları, eleştiri sınırlarının ötesinde küçük düşüren, aşağılayan ve iftira niteliği taşıyan ifadelere yer verilemez.

     5. Kişilerin özel yaşamı, kamu çıkarlarının gerektirdiği durumlar dışında, yayın konusu olamaz.

     6. Soruşturulması gazetecilik olanakları içinde bulunan haberler, soruşturulmaksızın veya doğruluğuna emin olunmaksızın yayınlanamaz.

     7. Saklı kalması kaydıyla verilen bilgiler, kamu yararı ciddi bir biçimde gerektirmedikçe yayınlanamaz.

     8. Bir basın organının dağıtım süreci tamamlanmadan o basın organının özel çabalarla gerçekleştirdiği ürün, bir başka basın organı tarafından kendi ürünüymüş gibi kamuoyuna sunulamaz. Ajanslardan alınan özel ürünlerin kaynağının belirtilmesine özen gösterilir.

     9. Suçlu olduğu yargı kararıyla belirlenmedikçe hiç kimse "suçlu" ilan edilemez.

     10. Yasaların suç saydığı eylemler, gerçek olduğuna inandırıcı makul nedenler bulunmadıkça kimseye atfedilemez.

     11. Gazeteci, kaynaklarının gizliliğini korur. Kaynağın kamuoyunu kişisel, siyasal, ekonomik ve benzeri nedenlerle yanıltmayı amaçladığı haller bunun dışındadır.

     12. Gazeteci görevini , taşıdığı sıfatın saygınlığına gölge düşürebilecek yöntem ve tutumlarla yapmaktan sakınır.

     13. Şiddet ve zorbalığı özendirici yayın yapmaktan kaçınılır.

     14. İlan ve reklam niteliğindeki yayınların bu nitelikleri, tereddüte yer bırakmayacak şekilde belirtilir.

     15. Yayın tarihi için konan zaman kaydına saygı gösterilir.

     16. Basın organları, yanlış yayınlardan kaynaklanan cevap ve tekzip hakkına saygı duyarlar.

    yok YorumYorum yaz!Bağlantı

    15/8/2007 - ÇOCUKLARIN BABALARI HAKKINDA DÜŞÜNDÜKLERİ

    Kategori: Muhhabet

                6 Yaşında: Babam her şeyi biliyor.

                10 Yaşında: Babam çok şey biliyor.

                15 Yaşında: Ban da babam kadar biliyorum.

                20 Yaşında: Şu muhakkak ki, babamın öyle  pek fazla bir şey bildiği yok.

                30 Yaşında: Bir kere de babamın fikrini sorsam fena olmayacak.

                40 Yaşında: Ne de olsa babam bazı şeyleri biliyor.

                50 Yaşında: Babam her şeyi biliyor.

                60 Yaşında: Ah, babam hayatta olsaydı da kendisine danışabilseydim.

    yok YorumYorum yaz!Bağlantı

    <- Sonraki Sayfa ->

    Hakkımda

    İslami konularda bilgimizin elverdiği ölçüde ve elimizden geldiğince bilgi amaçlı sesli düşüncelerimizi sizlerle paylaşmak niyetindeyiz. Bu konuda sizden de yorum beklemekteyiz. İnşaallah bu hem kendim için hem de değerli okuyucular için hayra vesile olur.

    Arkadaşlarım

    sidarinsesi
    karatasali
    hayber
    nuruaynim
    tefsirweb
    cundullahresul
    risalediyari