ÇOCUK EĞİTİMİ - Tevhid, Adalet, Özgürlük-Bilgi, İnanç, Eylem - Blogcu



Tevhid, Adalet, Özgürlük-Bilgi, İnanç, Eylem

Kategoriler

  • Bu Gunun Makalesi
  • Dusunce
  • Hadis-Sunnet
  • Muhhabet
  • Roman
  • Siir
  • Tarih
  • Tefsir
  • Tefsir-Usulu
  • Hadis-Usulu
  • Fikkih-Usulu
  • Fikkih
  • Tarihten-Tablolar
  • Kitabiyat
  • Hafizada-Kalanlar
  • iktibas-Tercume1
  • Deneme



  • NOT: Yazılar üzerine yapılan yorumların sitede yer alması, bunların Mehmet Şafi Avcı (Ebuzer) tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına kesinlikle gelmez. Aksine, farklı ve karşıt görüşleri ifade eden yorumlar da kabul edilmektedir. Ancak saldırgan, düzeysiz veya konuyla ilgisiz yorumlar reddedilecektir. Sitemdeki yazıların kaynağı verilmemiş olanların kaynakları bilinmediğindendir. Hak sahipleri talep ettiği anda kaynağı yazılır ya da yazı siteden kaldırılır. Kendi yazılarımın altında ismim vardır. Bu sitedeki yazıların yasalara aykırı kullanımı siteyi değil kullanıcıyı bağlar. Bu site hiçbir menfaat gözetilmeksizin sadece bilgi sağlama amacıyla kurulmuştur ve ticari hiçbir çıkarı yoktur. Ziyaretçilerden tek talebim DUA'dır.

    TAŞ YEŞERMEZ, GEÇMİŞ OLSA'DA NEVBAHAR. TOPRAK OL DA BAK NASIL GÜLLER AÇAR. TAŞ GİBİ İDİN ÇOK GÖNÜL KIRDIN YETER. TOPRAK OL ÜSTÜNDE HOŞ GÜLLER BİTER.

    15/9/2009 - ÇOCUK EĞİTİMİ

    Kategori: Dusunce

            İslam, dünya ve ahiretimizi düzenleyen, temin eden manzumeler bütünüdür. İslami kurallara göre hayatımızı tanzim ettiğimiz takdirde, hem dünya hem de ahiret saadetine kavuşmuş olacağız. Aksi takdirde her iki dünyada da zarara uğrayan biz olmuş olacağız.

            İnsan topluluklarına baktığımızda, küçükken yaptıkları hareketlerin ve içerisinde yaşadıkları çevrenin etkisi, ileriki yaşlarda yaptıkları hareketlerin ve yaşantıları üzerinde büyük etkisinin olduğunu müşahede ederiz. Küçükken anne-baba veya çevrenin yaptığı baskının çocuğun ileriki yaşlarındaki psikolojisi üzerinde etkisi inkâr edilemez bir gerçektir. İçine kapanık, kendinden emin olmayan, hep emirle iş yapan birinin, küçükken çok baskı gördüğü, kendisine güvenilmediği gibi olumsuzluklar yaşadığı da bilinen bir gerçektir. Bu tür çocuklarda ileriki yaşlarda gurur ve özbenlik sorunu ile karşı karşıya geldikleri görülmektedir. 

           Kavgalı bir aile ortamında yetişen bir çocuktan çevresiyle ve kendisiyle barışık olması beklenemediği gibi, sürekli eleştirilerek büyüyen çocuk da içine kapanık, pısırık, özgüveni olmayan, sorunlu bir fert olur.

            Bunları yazarak asıl konuya girmemizin sebebi, çocuk psikolojisinin ne kadar önemli olduğunu ve ileriki yaşlarda ne kadar kendisini etkileyeceğini vurgulamaktır. Belki de bunu anlatmak için atalarımız; “ağaç yaş iken eğilir” demişlerdir ki, doğru bir tespitte bulunmuşlardır.

            Çocuğun ailesi üzerindeki haklarından biri de çocuğa eğitim verilmesidir. Eğitimin manası geniştir. Çünkü birçok konuyu içerir.

            Çocuk eğitimiyle ilgili Peygamber (s.a.s) bir hadisi şeriflerinde şöyle buyurmaktadırlar¸ “Çocuk yedi yaşına geldi mi namazı emredin, on yaşına geldi mi namaz kılmadığı takdirde dövün” Ebu Davud, Selat 26 (494), Tirmizi Salat; 299 (407)

            Eğitimde dövmenin gerekli olup olmadığı tartışılır. Fakat bu hadiste belirtilmek istenen, İslami emirlere verilen hassasiyete dikkat çekmektir. Çocuğun konuşmaya başlaması, hatta doğar doğmaz kulağına ezan okunması gibi Peygamber (s.a.s)in verdiği talimatları ve uygulamaları çocuğun ileriki yaşlarında büyük bir önem arz eder. Bunu gibi daha yedi yaşında namaza alıştırılmış bir çocuk ileriki yaşlarda bu ibadeti yapmada zorlanmaz, kolaylıkla yerine getirir.

            Nasıl ki taşa kazılarak yazılan yazının silinmesi zor ise “çocuklara öğretilen şeyler taşa kazılan yazılar gibi” ileriki yaşlarında da zihinlerinde yer tutar. Çocuğun şahsiyeti yedi yaşına kadar oluştuğuna göre, bu silinmesi zor olacak şeyleri bu yaş aralığında verilmesi gerekmektedir. Her yönümüzle onlara güzel birer örnek olmak durumundayız.

            Çocuklara öğretilen şeyler taşa kazılan yazı gibidir” hakikatinden hareketle şahsiyetli, kendine güvenen bir fert yetiştirmenin yolu küçük yaşta verilecek eğitimden geçer. Bugün bilinen bir gerçektir ki, çocuğun şahsiyeti yedi yaşına kadar oluşur. Bu yaş dönemleri geleceğimiz olan çocuklar için çok önemli evrelerdir. Bizim için her ne kadar önem taşımıyorsa da aslında bu böyle. Ve biz bunun böyle olduğunu (her ne kadar yaşantımızdan dolayı yüzümüzü ekşitsekte) biliyoruz. Çünkü çocuk yedi yaşına kadar şekil alır, ergenliğe kadar kendini şekillendirir. Ve sonra etrafındakileri şekillendirir. Ve ipin ucuna baktığımız da temeli atan ailedir. Anne-babadır. Nasıl örnek olmuşlarsa o şekilde bir gençlik karşılarında göreceklerdir.

            Bu süreçte ibadetleri; Bilgi-Sevdirme-Şuurlandırma ve Uygulama şeklinde olmalıdır. İbadetlerin yanında sosyal ilişkilerde adab-ı muaşereti de bu şekilde genç dimağlarına yerleştirmeliyiz.

            Bu yaşlarda ibadetlerin hikmetlerinden ziyade çocuk büyüklerini taklit ederek ileriki yaşlara hazırlanmalıdır. Çünkü bu yaş taklit etme sürecidir ve neyi taklit ederek büyürse, onu daha rahat uygulayacaktır.

            Namaz, diğer dini emirlerin en mühimi olduğu içindir ki hadiste bu ibadete dikkat çekilmiştir. Diğer emirler buna kıyas edilmeli ve namaz konusunda gösterdiğimiz/göstereceğimiz hassasiyeti, diğer dini emirlere de göstermeliyiz. Buradaki namaz lafzına takılıp kalmamalı, arkasındaki hikmeti, verilmek istenen mesajı anlamalıyız.

            Şuurlu Müslümanlar tarafında müşahede ettiğim bir eksikliği (Namaz dışında) anlatmak istiyorum. Malum bütün çocuklar İslam fıtratı üzerine doğarlar sonradan anne-babaları onları Yahudi veya Hıristiyan yaparlar.(Müslim/kader 23) Bundan dolayı Müslüman bir toplum oluşturmak için çocukların fıtratları üzerine büyütülmeleri önemlidir.

            Çevremizde Müslüman anne babalar görüyoruz. Giyinmelerine baktığımızda İslamın emirlerine riayet ederek giyinmişlerdir. İslami yaşantıları ve İslami endişeleri mevcuttur. Müslümanların sorunlarını kendilerine dert edinmiş, bu sorunların hâli için ellerinden gelen çabayı gösteriyorlar. Evet diyoruz ki İslami endişeleri mevcuttur, Müslümanların sorunlarını kendilerine dert edinmişler, ellerinden gelen çabayı sarf ediyorlar. Zaten her zaman böyle söylüyoruz değil mi? Oysa ki; kendi çocuğu için endişelenmeyen, kendi çocuğunun sorunlarını kendine dert edinmeyip, elinden geleni yapmayan bir ebeveyn örneği ile karşı karşıyayız. Söyler misiniz çocuğunun geleceği için endişelenmeyen bir ebeveyn, bir başkası için nasıl endişelenir? Evladı ki, kendi canıdır. Ama onun ahireti için endişelenmeyen bir ebeveynin nasıl bir İslami endişesi olabilir. Çocuğunu açıp-saçan bir ebeveynin nasıl bir İslami endişesi olabilir? Tabi İslami endişeyi ve İslami emirleri yalnızca namazdan ibaret saymıyorsa?

            Hiç görmediniz mi bir yerlere giderken kendileri tesettüre uygun bir kıyafet giyerken yanlarında bulunan kız çocuklarının halleri içler acısı olan bir anneyi. Cismi hal ile mütesettir bayan sanki “ben yaşamadım, ben bunları giyemedim, kızım sen giy, neyin eksik diğerlerinden” der gibi dekolteli elbise giydirilmiş zavallı kızları. Görmediniz mi askılı, bacakları açık, önü zaten ortalık malı gibi açılmış mütesettir ablaların kızlarını? Bu kız şöyle bebek denecek yaşta değil 10-12 yaşlarında biri. Velev ki bebek olsun. Demiştik ya temel önemli “neden böyle giydiriyorsun” dendiğinde ise “zorla değil, alıştıra alıştıra giydireceğim” derler “şimdi böyle açık olsun ki büyüyünce açıklara özenmesin” derler. Keşke İslami sorunlara verdikleri önemin bir o kadarını da bu örtü meselesine verselerdi. Keşke dedikleri gibi olsa! Kız büyüyünce örtünse! Ama şu bir gerçek ki çocuklukta alınan terbiye ileriki yaşlarda ki yaşantısını etkileyecektir. Çünkü; çocuklar kişiliklerini bulurken mutlaka bir kişiyi örnek alırlar. Genellikle erkek çocuklar babalarını, kız çocukları da annelerini, ablalarını örnek edinirler. Bunun için çocuğa, doğruyu yanlıştan ayırdığı yaş olan temyiz yaşında itibaren ibadete (her yönüyle) özendirilip, alıştırılması gerekir.

            Aile büyükleri her yönüyle çocuklarına örnek olmak zorundadırlar. Bakın örnek olmalıdırlar değil, örnek olmak zorundadırlar. Çünkü bir insan bilmelidir ki o çocuğu doğarken o çocuğun bütün sorumluluğunu belli bir yaşa kadar kendi üzerine alıyor. Ve ona güzel bir örnek olmak zorundadır. Zira çocuğun anne-baba üzerinde hakları vardır. Ve bir anne-babanın bu hakları gözetmesi gerek. Bir de bu anne-baba bilinçli bir Müslümansa daha çok hassasiyet göstermelidir. Zira Allah’ın emirlerine çocuklarını hazırlaması gerekir. Bu yalnızca namazla değil, her konuda örnek olmalılar. Çocukların her şeyi taklit ettikleri gibi aile içindeki iyi veya kötü huyları, fiilleri de örnek edinirler ve bu örnek aldıkları şeyleri ileriki yaşantılarında onlar için vazgeçilmez bir özellik olmaktadır. Onun için ebeveynlerin iyi çocuk yetiştirmeleri için hep iyilikte örnek olmaları gerekir. Çocuklarının yapmak istedikleri şeyleri, her şeyden önce kendilerinin yapmaları gerekir. Aksi takdirde çocukta bir kafa karışıklığı ve güvensizlik meydana gelir. Aile büyüklerinin söyledikleri şeyleri yaşamaları gerekir. Söz ve fiillerinin çelişmemesi gerekir. Sigara içen aile büyüklerinin çocuklarına sigara içmenin kötü olduğunu söylemeleri halinde çocukta, “demek ki kötü şeyleri yapmakta sakınca yokmuş” fikrini meydana getirir. Diğer taraftan çocuk aile içerisinde nasıl muamele görürse başkalarına da onu uygular. Sorunlu bir ailenin çocuğu da sorunlu olur. Kavga içinde büyüyen bir çocuk çevresiyle de, kendisiyle de barışık olamaz. Terbiye sınırlarını zorlayan bir ailenin çocuğu da “terbiye” kavramından uzak bir hayata aday demektir. Resulullah (s.a.s) “bir babanın evladına vereceği en değerli hediye güzel terbiyedir” düsturunu bir yana bırakıp, çocuğumuzun daha iyi bir geleceği için onu daha yedi yaşından itibaren özel okullara, kolejlere, dershanelere göndermekteyiz ama dünya ve ahiretini temin edecek olan İslami emirlerden bihaber veya onun yanında önem arz etmeyen bir figür gibi yetiştirmekteyiz.

            Bu yazdıklarımıza ilaveten çocuğun İslami eğitimi konusunda Resulullah (s.a.v.)in kendi torunlarını sırtına alarak mescide getirmeleri, diğer çocukların gelmesini de arzu etmesi ve hatta onların varlığını gözeterek bazen namazı kısa tuttuğunu müşahede etmekteyiz. Bizlerde çocuklarımızı alıştırmak için evdeyken namazlarımızı cemaatle kılmalı, bunun çocuklarda kalıcı bir iz bırakacağı bilincin de olmalıyız. Çocuklarımızla cemaatle namaz kılmak, aynı şekilde onları camiye de götürmeliyiz. Çünkü bunlarda çocukta kalıcı izler bırakır. Ve çocuğun kalbini daha fazla ibadete, İslam’a ısındırır. O çocukta bir şeyler yapma, öğrenme isteği oluşur. Merak saikıyla araştırma isteği oluşur.

            Çocukluk devresinde taklide, örnek almaya meyilli olan çocuklara her yönüyle iyi örnek olunması gerekir. Çünkü onların ileri ki yaşlarda yapacağı fiillerin temeli bu çocukluk devresinde atılmaktadır.

            İslami eserlerde hep namazın bu yaşlarda öğretilmesi gerektiği yazılmıştır. Fakat kız çocuklarının da örtü ibadetini büyüdüklerinde rahat bir şekilde yerine getirebilmeleri için çocukluk yaşlarından itibaren onlara tesettürün gerekliliği bilinci verilmeli, örtüyü onlara sevdirmeliyiz. Bu konu da onları şuurlandırmalı ve zamanı geldiğinde hiç zorlanmadan komplekse kapılmadan örtünmeleri için gerekli zemini hazırlamalıyız. Şayet “bunlar çocuk bir şey olmaz” deyip onları dekolteye alıştırırsak, Allah korusun örtünmeleri gereken yaşta onları örtünmek için zorlaya biliriz.

            Çocuklarda motor davranış denilen davranış biçimi vardır. Bu davranışların illa da bilinçli bir şekilde yapılmaları gerekmez. İyi ve kötü olabilecek olan bu motor davranışları ileriki hayatlarında kalıcı hareketler haline gelir. Onun için bu dönemde namaz dâhil olmak üzere diğer İslami emir ve nehyleri ile İslami güzellikleri onlara öğretmeliyiz. O ibadetlerin kendilerine farz olacağı yaşa kadar öğretmemek, onları yerine getirmeleri yaşta onlardan istemek kendileri için zor olabilir. Ve bundan dolayı da “örtünmenin bir emir olmadığı” veya “daha iyi makamlara gelmek, iyi hizmet yapmak  için füruattan olan örtü terk edilebilir” hikâyesine inanabilirler veya inanmak zorunda kalabilirler.

            Örtüyü motor davranış şeklinde yapar, yani taklit ve örnek edindikleri Anne veya ablaları gibi giyinen kız çocukları, örtü kendilerine farz olduğu yaşta hiç zorlanmadan tesettürlü giyinebileceklerdir. Ama 12-14 yaşlarına kadar örtünmeyen, üstelik İslami endişe taşıyan bir ailede büyüyen kız çocuğu için örtünmek biraz zor olabilir. Taklit döneminde çocuğa verilecek her şey büyüdüklerinde onlar için taklitten çıkar artık yaşamın, hayatın bir gerçeği olacaktır.

            İslami bir neslin oluşturulması temennisiyle…

     

                                                                           Kayıp Yürek & M. Şafi Avcı (Ebuzer)

    Yorum yaz!

    <- Sonraki Sayfa ->

    Hakkımda

    İslami konularda bilgimizin elverdiği ölçüde ve elimizden geldiğince bilgi amaçlı sesli düşüncelerimizi sizlerle paylaşmak niyetindeyiz. Bu konuda sizden de yorum beklemekteyiz. İnşaallah bu hem kendim için hem de değerli okuyucular için hayra vesile olur.

    Arkadaşlarım

    sidarinsesi
    karatasali
    hayber
    nuruaynim
    tefsirweb
    cundullahresul
    risalediyari