KÜLLENEN AŞKTAN YALANCI SEVGİLİYE -2- - Tevhid, Adalet, Özgürlük-Bilgi, İnanç, Eylem - Blogcu



Tevhid, Adalet, Özgürlük-Bilgi, İnanç, Eylem

Kategoriler

  • Bu Gunun Makalesi
  • Dusunce
  • Hadis-Sunnet
  • Muhhabet
  • Roman
  • Siir
  • Tarih
  • Tefsir
  • Tefsir-Usulu
  • Hadis-Usulu
  • Fikkih-Usulu
  • Fikkih
  • Tarihten-Tablolar
  • Kitabiyat
  • Hafizada-Kalanlar
  • iktibas-Tercume1
  • Deneme



  • NOT: Yazılar üzerine yapılan yorumların sitede yer alması, bunların Mehmet Şafi Avcı (Ebuzer) tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına kesinlikle gelmez. Aksine, farklı ve karşıt görüşleri ifade eden yorumlar da kabul edilmektedir. Ancak saldırgan, düzeysiz veya konuyla ilgisiz yorumlar reddedilecektir. Sitemdeki yazıların kaynağı verilmemiş olanların kaynakları bilinmediğindendir. Hak sahipleri talep ettiği anda kaynağı yazılır ya da yazı siteden kaldırılır. Kendi yazılarımın altında ismim vardır. Bu sitedeki yazıların yasalara aykırı kullanımı siteyi değil kullanıcıyı bağlar. Bu site hiçbir menfaat gözetilmeksizin sadece bilgi sağlama amacıyla kurulmuştur ve ticari hiçbir çıkarı yoktur. Ziyaretçilerden tek talebim DUA'dır.

    TAŞ YEŞERMEZ, GEÇMİŞ OLSA'DA NEVBAHAR. TOPRAK OL DA BAK NASIL GÜLLER AÇAR. TAŞ GİBİ İDİN ÇOK GÖNÜL KIRDIN YETER. TOPRAK OL ÜSTÜNDE HOŞ GÜLLER BİTER.

    24/10/2008 - KÜLLENEN AŞKTAN YALANCI SEVGİLİYE -2-

    Kategori: Roman

                Peruk, köyün kızlarını kendi malıymış gibi görmesi özel bir yanıydı, Kelebek için söyleyecek öyle çok şey vardı ki, aslında Peruktan kalır yanı yoktu. Uzun boyu ve güzel giyinişiyle köyün kızlarının yüreğine bir kor parçası bırakırdı. Kızların hayâlını süsleyen iki gençti onlar. Karagözlü kendi halinde, her şeye lakayt biri. Biloya gelince emi oğlundan kalır yanı yoktu yürek yakmakta. O da körler kategorisinde yer almaktaydı, çünkü kendini seven kızı görmüyordu. Kelebek sevdiği kızın derdinden bir ay içinde fark edilecek kadar zayıflamış; saçı, sakalındaki eski itina gitmiş, peşmurde bir hale girmişti. Etrafındakileri görmüyormuşçasına dalgın ve ümitsizce bakıyordu. Kaç kez istemişlerdi Suna’yı, kaç kez kapılarının önünden bir dilenci gibi kovulmuştu, farkında olmadan sesli düşündü “ah yürek yaram” dedi. 

                Seven karşılıksız sever, beğenen karşılığını ister. Kelebeğin yaptığını da apaçık istemekti, aslında karşılıksız da değildi hani, çünkü sevdası ona tükenmez ve çaresiz acılar vermişti karşılık olarak. 

                Ferhat hayır cevabını almaktan bıkmış olmasına rağmen yine de pes demiyordu nasılsa anlar bir gün mutlaka, sözleriyle avutuyordu gönlünü. Aslında gönlüne söz dinletemiyordu, eğer öyle bir becerisi olsaydı çoktan başka bir gönülde taht kuracaktı ancak çok seviyordu, ismini bile bilmediği, ona Bıldırcın dediği kızı. 

                Can dese canavar diye anlayacağından korkuyordu. Bir insan nasıl havaya ihtiyaç duyuyorsa, Ferhat Bıldırcını öyle görüyordu. Bıldırcının umurunda değilken, O yaşam kaynağım diyordu Bıldırcına, gel gör ki Bıldırcına kalsa Ferhatı balıklar gibi suya koyup çıkartmak zevk verecekti lakin Bıldırcın eğlencelerine malzeme olarak bile kullanacak kadar dahi önem vermiyordu ona. 

                Ferhat’ın korkusu, askerliği yaklaştıkça artıyordu. Bekletilmek bir yandan, sevilmemek, diğer yandan. Hele askerliğe çağırılışı, tuzu biberi olmuştu. Bıldırcın beklerim deseydi diyordu Ferhat, Can yoldaşına. Fakat Bıldırcının yaptığı bir tek şey vardı karşılaştıklarında en içten gülmesiyle tebessüm etmek, bu içten gelen tebessüm Ferhat için bende seni seviyorum anlamını taşıyorken, Bıldırcın hiçte o niyetle gülmüyordu. Güleç yüzlü bir kızdı Bıldırcın. Tebessüm yüzümden eksik olmazdı aslında bu sevda Ferhat’a aşina olduğu kadarda asudeydi de. 

                Eğer suçlu aranması gerekirse ortada dört suçlu vardı fakat hepside kendince haklılardı Ferhat acısından Bıldırcın suçluydu hem de iki defa bir sevdasına karşılık vermediği için ikincisi yüzünden eksik etmediği tebessümü için, Bıldırcına göre suçlu Ferhat ı beni sev diye bir vaatte bulunmadım diyordu. Üçüncüsü Ferhat’ın sevdası suçluydu yanlış sevdaya düşmüştü lakin en suçlu Bıldırcının gönlü olarak görünüyordu Ferhat’ın sevdasına yer vermediğinden yargısız infazla yargılanmıştı Ferhat’ın gönül yamaçlarında. 

                Düşüncelerin hiçbir faydası olmuyordu gönlünde karşılıklı büyüttüğü sevdasına. Askerlik yapacağı gün gelmiş, Bıldırcın yalandan bile olsa beklerim dememişti. Dürüstçe davranmış evleneceğim erkek o değil demişti. Ferhat, sevmenin, sevdalanmamın ne demek olduğunu bilir bilmesine, lakin asıl sevginin ne demek olduğu bilmiyor. Sevilen tarafından sevilmeyince çığlık basmak ne demek, bende bir gönül taşıyorum, kapısını her ne kadar beni sevmeyen birine açmış olsam da bunun sorumlusu ne karşımdaki ne de sevdam demekle yetinmişti. Bu sözler Ferhat’ı daha bir agresifleştirmiş. Saysın günlerimi, tezkeremi aldığım gün ellerine kına yakılacak diye bir fısıltı yaymıştı. 

    Devam Edecek

                                                                                                      Sena (Ensar) AVCI

    Yorum yaz!

    2008-11-14 23:39:53 - yazınıza hayran kaldım

    Yazan selamün aleyküm
    sayın hocam yzınız çok güzel devamını diliyorum gerçek sevgiyi bulmak dileyile selam veduayla slm,
    Bağlantı

    2008-11-14 16:27:16 - seni seviyorum :))))))))))))

    Yazan yağenindern (hayrettin)
    slm teyze yazını annem le ben cok beyen dık yazılarını daha güzel olması için allaha yep dua edyorum slmeyle
    Bağlantı

    <- Son SayfaSonraki Sayfa ->

    Hakkımda

    İslami konularda bilgimizin elverdiği ölçüde ve elimizden geldiğince bilgi amaçlı sesli düşüncelerimizi sizlerle paylaşmak niyetindeyiz. Bu konuda sizden de yorum beklemekteyiz. İnşaallah bu hem kendim için hem de değerli okuyucular için hayra vesile olur.

    Arkadaşlarım

    sidarinsesi
    karatasali
    hayber
    nuruaynim
    tefsirweb
    cundullahresul
    risalediyari