YİNE BEKLERİZ RAMAZAN Ah sevgili Ramazan! Gidiyor musun? Erken değil mi? Daha birbirimize doyamadan, görüşemeden gidiyorsun demek? Keşke, keşke biraz daha kalabilseydin! Gelmekle bizi şereflendirdin, ne kadar mutlu olduğumuzu anlatamam. Biz senden çok memnun olduk, gerçekten memnun olduk. Acaba diyorum, seni memnun edebildik mi? sen bizden memnun oldun mu? Seni lâyığı veçhiyle ağırlayabildik mi? Sana yeterince ikramda bulunabildik mi? Bilmeden seni kırmış olabiliriz, seni üzmüş olabiliriz cehaletle, ne olur sen kusurlarımıza bakma, hoşgörüyle karşıla hatalarımızı, cehaletimize ver. Kadrini bilmedikse ne olur bizden darılma; bize kendini anlat, tanıt ki kadrini bilelim. Kadrini bilelim ki, bir daha geldiğinde gerektiği şekilde seni karşılayıp, sana gerektiği hürmeti verelim. Sen gerçekten iyi bir misafirdi Ramazan, evimizi şenlendirdin, bereketle evimize geldin. Ramazan tam sana alışmışken böyle çekip gitmen bizi gerçekten çok üzecek. Tek tesellimiz, bir daha gelmek üzere gitmendir. İnşallah bir daha bize geldiğinde, biz sana gereken hürmeti, gereken misafirperverliği göstereceğiz. Bakma bu seneki aymazlığımıza, yine gel... Ah Ramazan, sen geldikten sonra, Kadir diye bir arkadaşın da gelmişti ya, işte biz onu hiç anlayamadık. Üstelik hemencecik çekip gitti. Hiç bir şey yapamadık ona. Görsen şayet adımıza özür dile, kusurumuza bakmasın, hakkını helal etsin bize. Dünya telaşı içinde onu unutup gitti. Sevgili Ramazan, biz seni tutamadık, ayrılma vakti geldi çattı, gidiyorsun bizi boynu bükük bırakarak. Bari sen bizi tut ve bizi unutma, ne olursun yine bizim gibi vefasızlara vefa örneği olarak yine gel. Biz seni bekleyeceğiz Ramazan, gittiğin yerlere selamlarımızı götür... Mehmet Şafi Avcı (Ebuzer) 29.09.2008 Pazartesi
|